Ana SayfaGenelTarihin en acımasız kadın korsanı ile tanışın; Ching Shih.

Tarihin en acımasız kadın korsanı ile tanışın; Ching Shih.

Korsanlık tarihini incelediğinizde erkek egemen bir dünya olduğunu daha ilk bakışta anlarsınız. Sadece korsanların değil, gemicilerin dünyasında kadınlar çok az rol almaktadır. Fakat bu hiç kadın korsan olmadığı anlamına da gelmiyor. Her ne kadar sayıları bir elin parmaklarını geçmese de içlerinde ünü denizleri aşmış, kıtalara ulaşmış isimler de var. Bu isimlerin başında Anne Bonny ve Mary Read geliyor. Pek çok korsan gemisinde çalışan bu iki kadın gemiciden Mary Read, sadece 10 yıl içerisinde dillere destan bir isme sahip oldu. 1710 yılında gemilerde çalışmaya başlayan Mary Read, Anne Bonny ile çalıştıktan sonra kaderi değişti. Sadece birkaç ay içerisinde kendisinden “ölüm perisi” olarak bahsedilmeye başlandı. Özellikle gemi yağmalama konusunda adeta birer uzman haline geldiler. Fakat takvimler 1720 yılını gösterdiğinde mensup olduğu Calice Jackson gemisi başka korsanlar tarafından ele geçirildi. Mary Read, hile yaparak ölümden kurtuldu ama daha sonra foyası ortaya çıkınca hayatının sonuna kadar ömrünü hapisanede geçirmek zorunda kaldı. 

Mary Read’in ortağı Anne Bonny’nin korsan olmasını sebebi ise kocasıydı. Amerika’ya göç ettikten sonra 1718 yılında bir denizci ile evlendi. Kocasından dinlediği hikayelerden çok etkilenince zaman zaman kocası ile seyahatlere çıkmaya başladı. Bu seyahatler sırasında sık sık korsanlarla yüz yüze geldi. Kısa süre sonra sıkıcı bulduğu, kahramanlıktan uzak olduğunu düşündüğü kocasından ayrıldı ve bir korsan gemisine tabi oldu.

Takvimler 1720 yılını gösterdiğinde Mary Read ile güç birliği yaparak deniz ticareti yapanların korkulu rüyası oldular. Özellikle Karayiplerdeki balıkçı tekneleri ve ticari yük taşıyanlar bu iki korsandan yaka silkiyorlardı. Fakat bu süreç uzun sürmediği gibi son derece de kötü bir sonla noktalandı. Bir başka korsan gemisine esir düşen Anne Bonny, ekürisi Mary Read gibi hayatının sonuna kadar bir hücrede yaşamıştır.

Denizlere hükmetmiş kadınlar Grece O’Malley – Rachell Wall

Grace O’Malley ve Rachel Wall da “kadın korsan” dendiğinde ilk akla gelen isimlerden. Grace O’Malley’nin babası denizci olduğu için kısa sürede denize sevdalanır. Fakat o dönem kadınların gemilerde çalışması hoş karşılanmadığından saçlarını erkek gibi kestirir hatta bir dönem tamamen sıfıra vurdurur. Deniz sevdası o denli büyüktür ki ailesi kendisine “kel” lakabı takmasını bile kafasına takmaz. İngiliz bir adama aşık olur ve evlenir. Fakat kocası bir kale savunmasında vefat eder. Grace, o andan sonra korsanlığa başlar. Kısa sürede şöhret edinir. Fakat bir süre sonra yakalanarak idama mahkum olur. İşte o zaman hayatını değiştirecek bir şey yapar. Dönemin İngiliz Kraliçesi I. Elizabeth’e mektup yazar. Bir süre sonra Kraliçe ile yüz yüze konuşma şansı yakalar. Sebebi bilinmese de Kraliçe, Grace’i affeder.

Rachel Wall’un hayat hikayesi ise diğer kadın korsanlara göre daha az biliniyor. Onunla alakalı anlatılanların çoğu mit ve efsanelerden oluşuyor. Fakat anlatılan hikayeler hiç de masum değil. Kocası ile birlikte pek çok masum insanı katlettiği belirtiliyor. Sonu ise diğer pek çok korsan gibi idam oluyor.

Ching Shih

Kadın korsanlar arasında en ünlü olan isim ise Çinli Ching Shih. Onu benzerlerinden ayıran tek şey ise uzun yıllar sahip olduğu geminin kaptanlığını yapması. Üstelik Shih, kaptan olan kocası ile evli kaldığı süre boyunca gemide onunla aynı yetkilere sahipti.

Shih, tarihin en ünlü kadın korsanıdır. Hayat hikayesi her ne kadar genelevde başlasa da kocası ile birlikte Çin’in güneyinde 50 bin silahlı adamdan oluşan bir korsan imparatorluğu kurarlar. Sahip oldukları sadece silahlı adamlarla sınırlı değildi, yüzlerce gemi, binlerce balıkçı teknesine de hükmediyorlardı.
Shih, gemilerinde kadın istismarına asla izin vermiyordu. O dönem korsanların kadınlara tecavüz etmesi alışıldık bir durum olmasına rağmen Shih’in gemisinde bunun cezası ölümdü. Firar edenleri de benzer bir son bekliyordu. İdam edilmiyorlar ama kulakları kesiliyordu.
Kocası öldüğünde herkes Shih’in döneminin bittiğini düşünüyordu ama yanıldılar. En büyük düşmanı Çin Hükümeti de aynı fikirdeydi. Shih, kocası öldüğünde evlatlık oğlu ile evlendi (Chang Pao) ve “yeni” kocasını ikinci kaptan olarak atadı. Bu süreçte 80 binden fazla adama, bin 500’den fazla gemiye komuta ediyordu. Çin sahillerindeki bütün kasabaları soyuyor, ticaret gemilerini yağmalıyor ve pek çok kasabayı vergiye bağlıyordu.

Fakat düşmanı sadece Çin Hükümeti değildi. Çin denizinde hüküm sürmek isteyen Portekiz ve Hollandalılar da Shih’in peşindeydiler. Portekiz ve İngiliz korsanlar 1810 yılında kendisini ele geçirir. Esir kaldığı dönemde korsanlık dışında ne kadar iyi bir politikacı olduğunu da ortaya koyar. Portekizliler ile İngilizlerin arasını bozar ve servetinin büyük kısmını harcayarak esirlikten kurtulur.
Bu esnada Çin Hükümeti kendisine bir teklifte bulunur. Eğer teslim olursa özgür bir şekilde yaşayabilecektir. Üstelik servetinin büyük bir kısmını da elinde tutacaktır. Shih, bu teklifi kabul eder. Kocası ile birlikte bir kasabaya yerleşirler ve bir kumarhane açarlar. Emrindeki adamlar ise asker olarak Çin ordusuna katılır.
Ömrünün sonuna kadar kumarhane işletmecisi olan Shih, tarihin en büyük kadın korsanı olarak tarih kitaplarına geçti. Kendi yarattığı vergi sistemi daha sonra Çin Hükümeti tarafından da kullanıldı.
Son olarak belirtmekte fayda var; Ching Shih, ünlü sinema serisi Karayip Korsanları’ndan da karakter olarak yer aldı.  













En popüler